Kilometrelerce uzakta olan birini sevmek…
Onca insan arasından kalkıp da kilometrelerce uzakta olan birini sevdiğiniz,seçtiğiniz için “hayatın bir bildiği var” diyebilmektir. televizyonun karşısına geçip oturduğunuzda bile, evdeki en dağınık halinizde bile onun yanında olmayı istemek, onun da aynı şeyleri düşündüğü inancına güvenebilmektir. “özlemek” kelimesinin hakkını vere vere yeri geldiğinde gözyaşlarınız gülümsemenize karışmış uyumak, ve uyurken onu düşünmemeyi dilemektir, çünkü uyku ve o hiç iyi anlaşmaz. sırf sesini duymak için telefon açmak, saçma sapan ya da ilginizi çekmeyecek şeyler olsa bile anlattıkları dinleyebilmektir. En kötü anınızda anne babanızı bile değil,
onu arayarak, tüm sevdiklerinizi es geçebilmektir ve en önemlisi dahası en zoru, onun sizi çok sevdiğine inanıp, tüm korkuları bastırarak o uzakta dahi
olsa ona güvenebilmektir…
(alıntı)

12 Eylül darbesinin gayr-i meşru çocuğu PKK 1984 yılından beri Türkiye’de 35 binden fazla insanın yaşamını yitirmesine ve bir o kadarının da yaralanmasına, sakat kalmasına sebep oldu. ABD,İsrail ve bunlar gibi daha nice dış odakların beslemesi ,iti, köpeği olan örgüt 1990’lı yıllarda büyük katliamların asıl faili, tek suçlusudur. Türk Silahlı Kuvvetleri 1990’lı yıllarda örgüte karşı emsali görülmemiş bir mücadele göstermiştir. Terör örgütünün bu azgın yıllarında etkili vuruş ve darbeleriyle belini kırmasını becermiştir. İtin bile yürümesi mümkün olmayan Hakkari dağlarında mükemmel operasyonlar düzenlemiştir. (daha&helliip;)
El-Fida..İçeriğine, anlamına takıldım şarkının. Bu nasıl bir güzellemedir? şöyle harikasın, böyle muhteşemsin sayıyor haluk abimiz.
Sonra elfida’nın hüznünden, yılların onun üzerindeki etkisinden bahsediyor. eyvallah. sonra gelen ne peki? “omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın.” işte sensin o hüznün sebebi, elfida hepsini tek başına çekmiş zaten, sen geç karşısına seyret, şarkılar yaz, onun yükünü sırtlanmaktan falan geçtim, kendini ona fark ettirmemeye çalış, sorumluluk isteme. Kanserden ölen bir elfida’ya yazılmış bu sözler.
Şarkının Sözleri Emrah Aydoğdu tarafından Yazılmış Haluk levent de çok güzel Yorumlamıştır..
Şehrin efendilerinin,
Direttiği hayatı yaşamak zorunda kalmışlığımdan,
yüz soruyla hayatı kolay kılma yarışında yine sonuncu oldum …
Yani;
“Boş hayaller “ listesine eklenecek bir madde daha ..
Ve yine yazmak zorunda kaldım .. (daha&helliip;)

Birşişe.com tarafından mimlenmişim. Bana , en çok nefret ettiğim üç şeyi sormuş, Nefret ettiğim şeyleri sıralasam, herhalde liste baya bir uzun olurdu. En çok olanlar aşağıda yazıyor.. Mim geleneği bozmadan, bende bir kaç kişiyi mimleyeceğim. Öncelikle Cengiz Aydın’ın nelerden nefret ettiğini merak ediyorum 🙂 Diğer mimlediğim kişiler ise yazının en altında bulunuyor. (daha&helliip;)
Einstein’da Yahudileri UYARMIŞ
“Araplarla yan yana yaşamayı ve namuslu anlaşmalar yapmayı başaramazsak, iki bin yıl boyunca çektiğimiz acılardan hiçbir şey öğrenmemişiz ve başımıza gelecek her şeyi de hak edeceğiz demektir.”
Bu satırlar, Einstein tarafından İsrail’in ilk devlet Başkanı Chaim Weizmann’a, 1929’da henüz Dünya Siyonist Örgütü başkanı iken yazılmıştı. Einstein, geleceği görmüş.
Eski Roma’nın ünlü generallerinden birinin eşi dünya güzeli bir kadınmış. Kültürü, neşesi, ev sahibeliği üslubuyla benzeri güç bulunur bir “şahane kadın” Boşanacakları haberi çıkmış, bütün Roma bu haberle çalkalanıyor.
Yakın arkadaşları bir cesaret konuyu açmışlar:
– Eşin Roma’nın en güzel, en beğenilen, gıpta edilen kadını, diye başlamışlar; lafı birbirinin ağzından alarak dakikalarca övdükten sonra, sözü şu suale getirmişler. Nasıl olur da ondan ayrılmayı düşünebilirsin? (daha&helliip;)

Sensiz de geziliyor işte! Kendimi o dört duvarın arasından çıkardım. Kimi akşam dostlarla duble yanı sohbete, ülke kurtarmaya; kimi zaman tek başıma tiyatroya gidiyorum. Yollarda senin adın yazan dükkan isimleri çarpıyor gözüme, o an içim bir sızlıyor ama o da geçiyor. Kendi kendime gülümsüyorum. (daha&helliip;)

Susarız…
Konuşulanlar öyle abes ve mantık dışıdır ki sadece hayretle dinler ve sessiz bir tepkiyle belli ederiz duruşumuzu…
Susarız…
Sessiz bir onaydır susuşumuz… Biraz utangaçlık belki ama içten bir katılıştır söylenenlere… (daha&helliip;)
Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, herşeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak. Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak. Ama nasıl yakışmaz. Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saaddeti çok gören.
Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor, ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. Hıh , sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim bey, sen mi büyüksün. Hayır ben büyüğüm, ben, yaşar usta.
Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç, gözümde pul kadar bile değerin yok. Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiç birşey yapamayacaksın. yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız, bizler birbirimizi seviyoruz, biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz.
Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun, dokunma artık aileme, dokunma çocuklarıma, dokunma oğluma, dokunma gelinime, eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemis olan ben, yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni. anlıyor musun? Vururum ve dönüp arkama bakmam bile
Ne filmdi yahu .. Her cümlesinde bir ders var..