
Sarı sonbahar gelmiş Ankara’ya…
Dün caddede yürürken onu farkettim.
Yaz bitmeye yelteniyor artık… Yapraklar hafif hafif sararmakta..
Sarı sonbahar işte o solukluğuyla kapıda…
Kimi sevmez bu mevsimi, benimse aşık olduğum bir mevsimdir aslında…
Yaprakların en güzel hali, ağaçlarınsa sonbaharın o rüzgarına direnişi…
Ve yollardaki yaprak hışırtısı…
O hışırtı alır götürür beni… (daha&helliip;)
Kelebekler uçuşuyor…
Görüyor musun?
Göremezsin ki bakma boşuna etrafına! Çünkü kelebekler benim ruhumda uçuşuyor.
Göremezsin bakma.
Bakman yersiz, boşuna.. Bu mevsimde kelebek olmuyor. (daha&helliip;)

Yüzümde güller açıyor fark ediyorum…
Tebessümlerim her sabahkinden biraz daha farklı bu sabah…
ve selamım… bakışlarım…
Gözlerimdeki ışıltıyı ben bile fark ediyorum bu sabah…
İçim kıpır kıpır…
Sanırım bahar yeni geldi benim dünyama oysaki yaz bitmek üzere…
Olsun geç olsun ama güç olmasın derler ya o misal bizde geç gelmiş bir baharı yaşıyoruz yazın son demlerinde …
Bir heyecan ve bir coşkuyla hazırlanıp çıkmamıştım uzun zamandır evden.
Düşünmemiştim bu sabaha kadar ne giysem diye …
Aynaya bakıp bugün ne kadar güzelim demeyeli ne kadar uzun zaman olmuş oysa…
Sanırım bendeki kış bitmiş artık yaz olmuş…
Kış uykusundan uyandım geç olsa da.
Uyanmama sebep olan güzellikler var oldukça cümleler hep güzel yazılacak bundan sonra…

Bütün sevinçlerim bittikten sonra. . .
Evet bütün sevinçlerim bittikten sonra başlayacak isyanlarım…
Bitmedi daha gözümdeki ışık, daha tükenmedi içimdeki insan sevgisi
ve bitmedi daha hiç bir şey…
Daha başlamadı ki hayat benim için, en başındayım daha bir çok şeyin…
Sadece yaşamak değildir hayat…
Dostluklarımın olduğu güzel günlerin beni bekledi bir hayat var önümde…
Yaşadıklarım beni yıldırmadı yıldırtmayacakta asla…
Şükretmeyi bildim… Yürümeyi ve sabretmeyi de…
Sadece iyi olan şeyleri diledim herkes için ve kendim içinde… Yine yeni yeniden dileklerim bu şekilde…
Bütün sevinçlerim bittikten sonra bir gidiş var ancak…
Bütün sevinçlerim bittikten sonra…
Yargıtay başkanı Osman Arslan anlatmış.
“ipten adam alma” hikayesi…
Bir tarihte varlıklı bir İngiliz ağır bir suç işlemiş.O suçun cezası “idam”. Adam hemen İngiltere’nin en şöhretli avukatını tutmuş. Avukat demiş ki:
-Merak etme ben seni kurtarırım.
Mahkeme başlamış. Avukat savunmasını yapmış ve hakim kararını açıklamış: “İdam!”
Avukat hapishaneye gitmiş, müvekkiliyle konuşmuş:
-Merak etme seni kurtarırım.
-Nasıl?
-Bu işin temyizi var…Temyiz idamı bozacak. (daha&helliip;)

Sana yazıyor ellerim…
Cümlelerim bu aralar sana çıkıyor hep
Söylemek istediklerim ve söyleyemediklerim…
Hepsi senin gözlerinde kilitleniyor
Ben yine susuyorum
Anlamlara sarıyorum seni
Cümlelerim heyecanlanıyor
Kelimeler kendi aralarında bir güzellik kuruyor
Ve bütün güzel sözler aslında senin için savaşıyor cümlelerimde
Güzelliğini daha güzel anlatmak adına…
Ben yine susuyorum. . .
Çünkü sen bilmemelisin bu güzellikleri şuan bu yazının sana yazıldığını dahi bilmemelisin işte…
Biliyorum çok yanıyor canın.
Köşelere kaçıyorsun sessizce biliyorum..
Ama bu sefer sana üzülme demeyeceğim üzülmelisin çünkü
Yoksa başka türlü geçmez içindeki acı güzelim
Unutamayacaksın doğru ama yokluğuna alışacaksın zamanla
Hani o güçlü bakışların vardıya.. Eskisinden daha güçlü bakacak zamanla
Evet şuan çok güçsüzsün öyle hissediyorsun çünkü hayatının merkezi yapmıştın onu.. Onsuz olmaz sanıyorsun ama oluyor canım
Boşver demeyi de öğreneceksin zamanla.
Sadece güçlü olduğunu unutma canım unutmaki hayattan soyutlama kendini…
Bırak o kaybetti. Dökme gözyaşı artık. Ağlama bak bugün yeni bir gün bugün yeni bir hayat başladı senin için
ve hergüne bu şekilde başla birtanem
Canım benim bu günlerde geçecek. . .
Ellerim şuan buz gibi…
Yüzüm ise kıpkırmızı ve bir utanç var içimde
Ağlamaklı ses tonumu ise suskunluğum gizlemekte. . .
Aceleci davranan yüreğim suspus olmuş kendi kendime kızmaktayım…
Sadece bir anlık gaflet yüzünden oldu ne olduysa. . .
Sadece zamanı vardı diyemedim, anlatamadım bir an kendime
Bilsin istediğim duygularım aklım ise hayır dedi durduramadım. . .
Evet daha zamanı vardı birşeylerin olumlu olması için ama ifade edemedim bunu bir türlü kendime…
Neydi susmama engel olan şey söylesene kaybetmeye hazır olmadığın bir anda kaybetmene sebepse, susmayı sabretmeyi de bilmek lazımdı sadece…
susmalıydım susamadım işte…
sabır dediğim şeyi öğrenemedim belkide. . .

Bugün siteye baktımda bir bayram havası hala esmekte…
Bende bayramda ne yaptıgımı anlatmazsam olmaz dimi
Ben ve bayram… Yatmakla geçen bir bayram olsa da eskiye özlem duydum biraz..Önceleri dedemlere giderdik biz ailecek..Bu ailecek lafı da cok büyük oldu ya ama olsun öyle büyük aileyiz biz… Neyse lafı uzatmadan devam edeyim küçüktüm işte ben o zamanlar. Sobalı bir ev ve kalorifer sıcaklıgına alısmıs ben hiç sevmezdim bayramları dedemlere gitmek ölümdü benim için.. Suan büyüdüğümüz için ve çalımsa tempomuzdan ötürü gitmiyoruz. Ama bugün daha iyi anlıyorum ki öyle bayramların tadı daha bir farklı geliyormuş insana.. (daha&helliip;)