Bugün sessiz kaldım. İçimden konuşmak gelmedi… Söyleyecek ne sözüm kaldı ne de konuşmaya mecalim. Sanırım artık yoruldum. Sanırım buralardan gitmek istiyorum. Sorunlarımın beni bulamayacağı en uzak şehre, o en uzak ülkeye… Beni buradan alıp oralara götürecek bir vasıta var mı ? Benim gözyaşımın akmayacağı o yere…
Mutluluktan güleceğim bir yer arıyorum! Sonsuza kadar mutlu olacağım o yeri.. Yok değil mi? Hala öğrenemedim yaşamayı.
Bir söz vardı ya ’’Yer yarılsa da içine girsem.’’ deriz bazı anlarda. İşte tam o noktadayım… Yerin altına girip, saklanayım. Kimseler beni bulamasın… Sessizce kalayım, dinleneyim istiyorum…
Gelmesin geçmişim.. Tüm acılarım, yerin yüzünde kalsın… Benden uzakta…
Hani bitmişti… Ne oldu? Yine mi hüsranlı bunun sonu..
New Content 12.06.2008
Kilometrelerce uzakta olan birini sevmek…
Onca insan arasından kalkıp da kilometrelerce uzakta olan birini sevdiğiniz,seçtiğiniz için “hayatın bir bildiği var” diyebilmektir. televizyonun karşısına geçip oturduğunuzda bile, evdeki en dağınık halinizde bile onun yanında olmayı istemek, onun da aynı şeyleri düşündüğü inancına güvenebilmektir. “özlemek” kelimesinin hakkını vere vere yeri geldiğinde gözyaşlarınız gülümsemenize karışmış uyumak, ve uyurken onu düşünmemeyi dilemektir, çünkü uyku ve o hiç iyi anlaşmaz. sırf sesini duymak için telefon açmak, saçma sapan ya da ilginizi çekmeyecek şeyler olsa bile anlattıkları dinleyebilmektir. En kötü anınızda anne babanızı bile değil,
onu arayarak, tüm sevdiklerinizi es geçebilmektir ve en önemlisi dahası en zoru, onun sizi çok sevdiğine inanıp, tüm korkuları bastırarak o uzakta dahi
olsa ona güvenebilmektir…
(alıntı)
Sensiz de yaşanıyor işte! İlk zamanlar çok canım yanmıştı ama insan her şeye alışıyor. Yokluğu da öğreniyorsun, açlığı da, üşümeyi de, yanmayı da…
Sensiz de yeniyor yemek işte! Gerçi ekmeğin köşesini hep sana ayırmak geçiyor içimden ama yapmıyorum. İnadına ben yiyorum. Olmayan hakkını kaybediyor!
Sensiz de gülünüyor işte! Bazen öyle olaylar oluyor ki, elim telefona gidiyor. Anlatmak istiyorum çünkü sadece ikimiz anlarız, biliyorum fakat aramıyorum!
Sensiz de uyunuyor işte! İlk zamanlar dönüp durduğum o yatağa, şimdi kafamı koyunca kapanıyor gözlerim. Hayatın yorgunluğu, günün stresi derken, vücut da bitiyor. Bir ara yastığa sarılıyordum sen diye! Şimdi uyanınca bakıyorum ki, elim kolum bomboş! Vakti gelince saracaktır başka bedeni, bekliyorum! (daha&helliip;)
O kadar yorgun ki şu zavallı yüreğim…
Ağlayası var işte bugün…
Hergün yeni bir gün diğerek başladığım, bugün yeni güzellikler olacak dediğim halde değişmeyen bir hayat yaşıyorum işte
Sessizliğe bürünesim var bugün…
en sessiz halimle hayatımı devam ettiresim işte (daha&helliip;)
Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı soyqırımı) – Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.
“Memorial” İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’n desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan’ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olayı olduğunu açıklamışlar. (daha&helliip;)
Ne için bu veda…
Nereye bu gidiş…
kime bu küskünlüğün…
bana mı? yoksa başkasına mı?
neden böyle bir yol seçtin?
nereye bu gidişin…
Sessizce en sade şekilde mi gidiyorsun yani (daha&helliip;)
Dün bu zamanlar zaman geçmemişti oysa benim için…
Sadece 1 saat içindi bütün heyecanım…
Sadece 1 saatte olsa seni görebilmek…
3 yılın özlemi bir saatle diner miydi bilinmez ama dinmeliydi işte…
Son kez olduğunu bilmeden geldi yüreğim yanına son kezdi işte…
İlki ne zaman oldu ki dedi dudaklarım ilk kez ne zaman görüştük biz seninle…
Olmayan,yaşanamayan bir şeyleri bitirmekti amaç…
Biten neydi? (daha&helliip;)
Boşver…
Boşver bulamasın senin gibisini…
Ayrılığınızın acısı yeni yeni hissettirmeye başladı kendini değil mi?
Boşver…
İnan boşverilmiyor biliyorum…
insan önce şarkılarda alırıyor onu…
Sanki bütün şarkılar sana yazılmış oluyor o anlarda… (daha&helliip;)

Sarı sonbahar işte…
Yapraklar yine her yıl olduğu gibi dökülüyor bu yılda…
Senin gidişinde bir sonbahardaydı…
Yaprakların üstünden yürümüştük biz en son…
Gözlerini en son bir yağmurlu günde görmüştüm.
Islaktı… (daha&helliip;)

Sıradan mı geliyor hayat bize kimi zaman?
Yoksa sıradan yapan bizim bakışlarımız mı hayatı?
Bu sıradanlığın içinde yakalayan yeşil bakışların mı beni alıp götüren sarı sonbahara…
Bir umut mu belirdi içimde yeniden…
Yoksa bir selammıydı beni bu kadar çoşkuyla karşılayan
İsmini bilmediğim bir duygu çevreledi çevremi sıradan yaşıyorum dediğim bir günde…
Benim umutlarım var gün gün yeşeren…
Sadece düne ait değil güzellikler bugün de var yarında… Çünkü geleceğe dair kocaman umudum var… 🙂