Biliyor musun benden bir şeyleri anlatmamı istediler ve ben de seni anlatmaya karar verdim. Bakalım beğenecek misin. Ne olur bana kızsan bile çıkıp gitme hayatımdan. Biliyorsun beni, sensiz olmuyor. Şimdi ise sadece dinle …
Herkes bu güne kadar onu anlatmaya çalıştı ama nedense kelimeleri yarı yolda kaza yaptı. Çünkü hep yolun yanlı tarafından başladılar yolculuğa bu düşsel dünyada.
Aslında ben de nerden başlayacağımı bilemiyorum ama sanırım en doğrusu şu kelimelerle olur…
O hiç beklenmedik bir anda çıkar karşınıza. O kadar ani yakalar ki sizi neye uğradığınızı şaşırısınız. Ne kadar kaçsanız da o sizi kovalar durur. Sonbaharda dökülen bir yaprağın parça parça olmasıdır bazen, elinizden sadece ağlamak gelir onun rüzgarda sürüklenişini izlerken.
Bir mucizenin başlangıcı oluverir. Damarlarınızda dolaşan kan gibi hayat verir size en umutsuz anınızda ama belki de sonradan, verdiği canı fazlası ile alır gider uzaklara, karışır karanlığa, bul bulablirsen… Ama hayatınıza girdi mi bir kere, onsuz olmaz bir daha. Ne kadar acıtsa da batmamaya başlar bir süre sonra. Alışırsınız varlığına,kopamazsınız. Bir bakmışsınız vazgeçilmeziniz olmuş…
Ve yanlızlığın ta kendisidir o aynı zamanda da yanlızlığınızı paylaşandır. Nedense onun adı aşktır…Dün gece uyuyamadım.Seni düşündüm yine .sabaha karşı oluyor,dışarıya bakıyorum.güneş tüm güzelliğiyle güne merhaba diyor.bakıyorum güneşe.inceliyorum onu.teni tıpkı seninki gibi parlak.tıpkı senin gibi aydınlatıyor o da hayatımı ve içimi…çok benziyorsunuz aslında.ikinizde çok güzelsiniz,mükemmel ,hatta kusursuz.etrafıma bakıyorum.gözlerim seni
arıyor.öyle alışmışım ki sana sensizliğine katlanamıyorum bile.öyle ölümüne sevmişim ki seni yokluğuna alışamayacak kadar.ben yapamıyorum sensiz.aramız açık.biliyorum ben sensizlikten perişan olurken burada,sen orada bensizliği umursamıyorsun. hani ufukta bazen çok güzel senin çok beğendiğin bir ada yada bir dağ görürsün.ulaşmak istersin ona.varlığını bilirsin.görürsün o yeri ama ulaşamazsın.işte bende şu anda aynı duyguları yaşıyorum içimde.tutamadığın her yağmur damlası kadar seviyorum seni.martının kanat çırpışı gibi seviyorum.senin gibi seviyorum seni.özlemim epey fazla ölçemiyorum. kapıldım bir kere kalbimin bahtına.gidiyorum ama nereye?dostum denize mi? yoksa dert yandığım dağlara mı? yoksa keşfedilmemiş yerlere mi? Ben işte bu sorularla
cebelleşiyorum kendi içimde.aslında cevabını buldum.nereye mi gidiyorum?
Cevap kolay. sana geliyorum. beni istemediğin halde… ve seni son bir kez daha görmek istiyorum BEKLENMEDİK ANDA gitmeden önce.okşamak istiyorum saçlarına bir kez daha.gözlerimle gözlerine deymek istiyorum.yüzüne karşı “seni seviyorum” diyebilecek kadar cesaretli olmak istiyorum.göz yaşlarımla ıslattığım bu kağıda içimi döküyorum son bir kez daha bakıyorum resimlerine , Bu satırlarda kendimi, resimlerimizde geçmişimi buluyorum .son bir kez daha söylemek istediğim şeyi söylüyorum: ”seni seviyorum”.istersen atarsın bu kağıdı,istersen gömersin,istersen saklarsın…neye yarar?ne fark eder? Ne istersen onu yap beni ilgilendirmez.gidiyorum çünkü ben anla artık,gidiyorum
küçük umarım bir gün seni ne kadar çok sevdiğimi anlarsın…
