Sevdiğiniz insandan nasıl soğursunuz , Çok seviyorsunuz , Belkide sevginize karşılık gelmemesi sizi hırslandırıp daha da aşık etmiş , Her gün karşısında heyecanlanıyorsunuz. Bunu en acayip derecede hissediyorsunuz,
Eee peki bundan kurtulma nasıl olur?
Nee olurda o hızla çarpan kalpte gerçekten, gerçek bir soğuma meydana gelir? Böyle aval aval hayran hayran bakarken ağzınızın bir tarafını bükerek küçümseme bakışını hangi şeyler getirebilir?

Varsın yada yoksun , rahatsın belki , belki de tedirgin,
Acı çekiyorsun ama birşey yapamıyorsun , çünkü cesaretin yok.
İsyan, başkaldırı , şiddet, kan istiyorsun, ama katlanamazsın sonuçlarına
Gidip geliyorsun kendi içinde ileri, geri , saçma, sapan
Birgün güneş doğmayacak , ve öleceksin,
Dur ve düşün, düşlerine geri dön , ya gerçek oradaysa ya hayatın bir düşse (daha&helliip;)
Öyle bir an gelir ki yaşantınız altüst olmaya başlar , Her şey uçup gider avuçlarımızdan , geriye sadece gül kokularına bürünmüş anılar kalır . Bitmeyen bir umidiniz varsa zihninizde , Pencereden dışarı her bakışınızda , gördüğünüz şey rengarenk amaçsız hayallerdir. Az biraz içinizi ısıtır . “Halen bir umut var” der beklemeye devam edersiniz . (daha&helliip;)

Farkı farketmeli, fark ettiğini de farkettirmemeli bazen…
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli…
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığamadığını ve en sonunda 1 metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli..
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispeten anne karnı gibi olduğunu farketmeli….
Henüz bebekken ”Dünya benim!” dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların ”Herşeyi bırakıp gidiyorum işte!” dercesine apaçık kaldığını farketmeli…
ve bir tek kefene cep dikilmediğini fark etmeli. (daha&helliip;)
Bu sene davet üzerine blog ödülleri yarışmasına katıldığımızı biliyorsunuz , Blog ödülleri yarışması hakkında bir çok web sitesinde çıkan olumsuz haber ( çekilmeler, Diskalifiye edilmeler) ve Oylama sisteminde olan aksaklıklar nedeni ile yarışmadan çekilmeyi düşünmüştüm . Daha sonra ikinci kez düzenlenen bu yarışmanın ileriki yıllarda daha şaibesiz (eksiksiz, kusursuz) ve oylama sisteminde yeralan hata ve eksikleri dile getirmek amacı ile yarışmaya devam etme kararı almıştım … (daha&helliip;)
Yıllardır işgal altında olan , yağmur gibi bombaların yağdığı Afganistanın bir başka görünümü, beni etkiledi doğrusu ..
Afganistan‘da bahar mevsimi yağmurları, çiftçilere bu yıl daha bereketli hasat yapma ümidini getirdi. Ülkenin kuzeyinde Jawzjan vilayetinde iki çocuk, bahar yağmurlarıyla çiçeklerle kaplanan arazide doyasıya oynuyor…
“Ölüm kaçıyor” bende üşenmeden kovalıyorum, bakalım nerede yakalayacağım , şu dakika itibariyle Ölüme bir adım daha yaklaştım.. Nasıl mı ? Bu gün benim doğum günüm …
Önceki senelerde pastalar, hediyeler, kutlamalar olurdu .. Yer , içer eğlenirdik , fakat bu sene nedense , ne bir pasta nede bir hediye talebinde bulunmayacağım, Beni sayıp seven insanlardan 😉
“İhtiyarladığımın , Hatırlatılmasını dahi istemiyorum ”
Zaman su gibi akıp giderken;
Ahiret için, Zamanın benden alıp götürdükleri dışında elle tutulacak hiç bir yatırımım olmamış , Kızıyorum kendime ve şu soruyu soruyorum “Ben bu gün Allah için ne yaptım” Soluk alıp verip, önümüze gelen nimetlerin zevkinden faydalanmak dışında hiçbir icraatım olmamış .. Yaşıyorum ama Bir Ölü gibi ..
Bu nedenle Ölüme Bir adım daha yaklaştım … Gözümüzü açıp ve İyi şeyler yaparak yaşayalım …
Ben iflah olmaz bir viraneyim ..
Zaman aman Ölümün bana gülümsediğini hissediyorum ..
Bana gel diyor,
Ben “az bir işim var bekle ” diyorum , Ölümü kandırmaya çalışıyorum ..
Hayatıma dahil etmem gereken son meşgalem
Bilmiyorum ,Yanımda mısın ?
MİMAR SİNAN (1490-1588)
Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.
Çok iyi niyetli, kimseye kötülük düşünmeyen, adam gibi adam biriydi . Allah’ tan Asla Ümit kesilmez , inşallah kurtulurlar .. Dualarımız sizlerle …
Muhsin Yazıcıoğlu’nun Ankara Mamak Cezaevindeki yıllarında yazdığı “Üşüyorum” adlı şiirini sizlerle paylaşmak istedim.

Kalıplaşmış kelimelerden uzak dur.. uzaklaş.. Onlar zaten var olandan türetilendir.
Benliğine yaratma şansını tanı.
Çalınmış olan sözcükleri fısıldama;anlamsız yere değerlendirilen…
Söylenmiş olanı ‘sessizlikte atılan çığlığa’ benzet.
Daima arzu etmiş olduğun ama asla beklemediğin.
Alacakaranlık kehanetlerinden kurtul.
Artık yaşanılanı hayata aktar.
Asalet ve cazibeni kullan ki..
Sana sunulan hayatta cüretkar olsun.